tum ayriksi gibi duran ama tavir olarak ayni soyun kardesi olan post-yapisalci teorilerin kaba ideolojisinin bize ogrettigi sekliyle, ne nesnelerle iliskimizi ne de oznelerle yakaladigimiz durumsalliklarimizi birer ozluk bildirgesiyle kurariz. ki bunlar bize hayatin her alanindaki fragmantasyonu gittikce tepikler bir halde, politik olarak hem sorunsallar hem de acmazlar dizisi sunar. kimlikler, tuketim mallari, farkli insanlar icin farkli hobiler, vb. gittikce birbirinden uzaklasarak kendi benligini kurmaya calisan, ama boylelikle de kendi durdugu insani ortakligi kaybeden bireyler yaratiyor sanirim.
iste bu olusumda, canimi sikan sey turkiye'nin yurtdisinda da yayin yapan en onemli yayin mecralarindan biri olan sabah gazetesinin, "Robokop Travesti Avinda" gibi bir baslik atarak, kolonyal donemin mutlakiyetci dilini sahiplenip, kendi icine alamadigi, travesti olarak kodladigi, ve ancak da boyle kodlayarak algilayabildigi sahislar uzerine birseyler yazmaya calismasi. Genelkultur icerisinde alisik bir hal alan bir olgu olarak, kent icinde av yapilabilecek insanlarin, toplum disina ittigimiz, anormal olarak kodladiklarimiza denk dusecegini bildigimizden, bu soylem aslinda hic de yabanci degil. Dilencilere, kapkaccilara, uyusturucu saticilarina duzenlenmesine alisik oldugumuz av sendromunun, her firsatta seks emekcisi travestilere de yoneltildigini biliyoruz. kendilerine hem cinsel yonelimleri, vucutlari, hem de seks emekleri uzerinden kurulmaya calisan baski, biz toplu nufusa bedenin, cinsel hazzin ve de cinsel birlesmenin nasil normal oldugunu belletmekte, tam da bu normalin disinda duran cezbedici unsurlari avlayarak, cumle aleme cumlenin ne oldugunu gostererek basarili oluyor.
http://arsiv.sabah.com.tr/2007/01/18/gun120.html
onur
Friday, January 19, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
0 comments:
Post a Comment